Öyle ki...
7/12/2009 ·
Farkındalık!
31/10/2009 · Kategori: Benden senden bizden
Şimdi duruyorum burda, tam şimdi dönüp arkamı bakıyorum, dönüp kaçırdıklarıma, kaçırmaya zorlandıklarıma bakıyorum, ağlıyorum, titriyorum ama hiçbir şeyi değiştiremiyorum. Avuçlarım arasından giden en genç olduğum yıllarım, avuçlarımın arasından giden genç yıllarımın hediyeleri, ne uğruna ? Hiç...
O genç yıllarımın en masum penceresinden bakmasaydım eğer o gün, o gün o gözleri görmeseydim, şimdi sırtımdaki yükleri taşımıyor olabilirdim. Bu kadar aşıkken aşık olmaya, şimdi neden kimseleri sevmemek için bu çabam? Onlarda değil problem tamamen bende. Biliyorum. Korktuğumu biliyorum, cesaretim yok bir yalana daha kanmaya. Çekiyorum kendimi hiçliğin içine, hissedemesinler beni diye. Orada olduğumu bilsinler ama dokunamasınlar diye. Kaçıyorum kaçırdıklarımla yüzleşmekten. Nasıl bakarım yüzlerine bir hiç uğruna onlara yaptıklarımdan sonra? O gözler nasıl dayanır bu acıya? Dayanmaz ki, dolar gözlerim yaşla, akar tane tane. Sadece suratımda süzülmez yaşlar, biliyorum işte bu yüzden kaçıyorum. Katlanamam içinden akan yaşlara, kaldıramam bir daha. Bu ruh kaybolmayı kafasına koymuş kefaletini ödeyene dek.
Hak etmeyen ellere verdiğim kalbimi, parçalara ayrılmış bir şekilde olsa bile geri aldım. Ama başka kalpler de tuttu ellerim. Bu sefer hak etmeyen eller benimkilerdi. İşte ben bunu kefaletini ödemeye çalışıyorum. Parçalara ayrılan kalbimi birleştirmek yerine, parçalara ayırdığım kalpleri sarmaya çalışıyorum. Bunun için çok geç biliyorum, yaptığım hiçbir şeyin işe yaramayacağınıda biliyorum, ama bilmek yetmiyor. Vicdan değil bu, farkındalık. Benim ne farkım var bana acılar çektirenlerden? Hiç... Vicdanımı rahatlatmak için ödemiyorum kefaletimi, vicdanımı rahatlatmak için değil başka bir kalbi sevmeyi beklememem. Elimde olduğu anlarda doğru kararlar verebilseydim, kimse benim çektiğimi, benim yaşadığımı yaşamak zorunda kalmazdı. Belki bir insan öldürdüm, işte bu yüzden ödüyorum kefaletimi.
31.Ekim.2009
X'e Değer Vermek
2/10/2009 · Kategori: Benden senden bizden
Biliyorum ki bu yazımı okuyan ve aynı anda aşk acısı çeken kişilerin yarısı "hadi lan ordan" diyecek. Kendilerine göre haklı sebepleri var tabi. Geriye kalan yarısının "evet ya haklısın" diyeceğini umut ediyorum. :)
Bir çoğumuz birilerini düşünüp kendimizi paralıyoruz. Ben de yapıyordum, bi daha yapmam demiyorum tabii kii. :) Bir süre ara verdik diyelim. Önemli olan birilerini düşünüp kendimi paralamamız değil, önemli olan düşündüğümüz kişinin bunu hak edip etmemesi. Ben hak etmeyen kişiler için kendimi çok paraladım ve buna engel olamadım. Çok zaman bu yüzden acı çektim. Biliyorum ki çok kişi var benim yaşadıklarımı yaşayan, değersiz birine haddinden fazla değeri veren. Haddinden fazla şans veren. Umutsuzca kendi kalbini yıpratan, kendi saçını ağırtan.
Aşk mutluluk olduğu kadar acıdır. Zaten bunun bilincinde olmadan aşık olmaya kalkmayın derim ben. Aşkın acısı en tatlı acıdır. Hüznün en güzel yanıdır. Haliyle aşık insan acı çekmesinide bilecek. Peki ya acıyı çektiren? Acıyı çektirenin de o kadar umrunda olacak mı acı çeken? Bahsettiğim nokta tam olarak bu işte. Bizi umursamayan birine hak ettiğinden çok daha fazla aklımızda yer ayırarak, düşünerek, ağlayarak onun tatminsiz egosunu arttırmak mı bizim misyonumuz? Dikkat ettiyseniz "aklımızda" diyorum "kalbimizde" demiyorum. Kalp kontrolümüz dışında gelişen olayların yaşandığı yerdir zaten. Birini sevmek kalpde olur ve bunu engelleyemeyiz, karşıda ki ne kadar hak etmesede bitiremeyiz. Güçlü olmaya çalışmalıyız. "Benim dayanacak gücüm" kalmadı tarzında cümleler kurarak bize vurulan kırbaçlara bir tane de biz eklememeliyiz. Genç yaşımda kendimi o kadar güçsüz hissettiğim anlar oldu ki. Aslında en güçlü olmam gereken zamanda yerlerde süründüğümü gördüm. Peki kim için? Ne için? Değersiz kişilere verdiğim kalbim için. Hak edene veremediğim kalbim için. Aşkın zoru güzeldir ya o misal gideriz en zor kişilere kaptırırız kalbimize, sonra ağlarız, zırlarız, kendimizi paralarız. Peki ya o? Dimdiktir, gururludur. Umrunda değildir yaşattıkları, yaşattıklarının yarattıkları.
Birini kalpden kovmak çok zordur, tek ilacı zamandır, ne onun yaptıkları, ne onun umursamazlığı, ne de sizin ne kadar güçlü olduğunuz. Tek ilacı zamandır. Ama farkına vardığımız gerçekler ile aklımızdan, düşüncelerimizden uzaklaştırmak mümkündür. Çünkü her ne kadar en zor kabul edilen şey olsada "mantık" diye bir şey vardır. Size sürekli yaptıklarıyla küfürler, hakaretler eden bir kişiyi nasıl düşünüp, üzülüp, ağlayabilirsiniz ki? Sizce ne kadar mantıklıdır. Bazen mantığımıza kulak vermek lazım dimi? Aşkda mantık aranmasada, zırlarken bazen düşüneceksin "ben neye ve kime" zırlıyorum diye. Hak ediyorsa bu kişi zaten siz bu kadar ağlıyor olmazdınız. Bu kadar ümitsiz, bu kadar yerlerde olmazdınız. Çünkü hak eden kişi sizi o kadar umutsuz bırakmaz, sizi yerlerde süründürmez. Kalbini size veremiyorsa bile, sizi yerlere atmaz. Çok ince bir çizgi üzerindeyiz aslında. Bir tarafı mantık bir tarafı aşk. Aşk ağır basıyor her zaman. Çünkü mantığımızı kullanmayı red ediyoruz, aşkın güzellikleri bizi büyülüyor, düşüncelerimize başka şeylerin girmesini engelliyor. Bizi kandırıyor. Ancak o ince çizginin öteki tarafında olan mantığı bi kere dinlediğiniz zaman, gözlerinizden akan her damla yaşın ne kadar değerli olduğunu göreceksiniz, göreceksiniz ve ona göre akıtacaksınız. Hak edene akıtacaksınız, hak ettiği için akıtacaksınız.
Ben de çok gözyaşı döktüm, çok şey yaşayıp da döktüm. Ancak çizginin öteki tarafına geçtim. Mantığımın bana sunduğu düşünceleri gördüm. Aşkın zihin oyunlarından, beynime yerleştirdiği düşüncelerden sıyrılıp, mantığımın bana anlatmak istediklerini fark ettim. Anladım. Anladığımda hazmetmek zor oldu ama onuda başardım. Eğer birgün siz de bunu başarırsanız X'e değer vermek yerine, hak edene verirsiniz. Bulursanız...
Ali Budak
02.10.09
...
9/9/2009 · Kategori: Benden senden bizden
Sessizlik... Gece susmuş, karanlığa boğulmuş yalnızlık. Bir yandan "en güzel hikâyem" çalıyor arka fonda. Karanlık bir oda. Hatıralarla dolu yazıların arasında kaybolan ben. Tam o sırada Şebo girer ve "bitti zor oldu ama bitti" der. Öyle derinden girmiştir ki...
Her şeye rağmen, yaşanmış her kötü şeye rağmen, insan çekip de gidemiyor. Çok severseniz, çekip gidebilir misiniz? Çekip gitmeniz gerekiyor ama çok seviyorsunuz. Yapabilir misiniz? O kadar güçlü olabilir misiniz? Nefes alma sebebinizi bırakıp da gidebilir misiniz? Yapamazsınız ki... Mantığınız gitse, kalbiniz gitmez. Kafanız gitse ayağınız gitmez. Olmaz. Bu biçim seviyorsanız gidemezsiniz. Vazgeçebilirsiniz ama unutamazsınız. Vazgeçebilirsiniz ama gidemezsiniz. Vazgeçmek gitmek midir? Hayır değildir. Bitirmektir. Bitmiştir sizin için ama onu sevmek bitmez. Onsuz bir yaşamı kabullenmektir vazgeçmek, yanınızda o olmadan yaşamaktır, ama kalbinizde değil... Resimlerinize baktığınızda o anlara dönersiniz, o gün yaşadıklarınız aklınıza gelir ve midenize bir şey oturur, öyle ağırdır ki katlanamazsınız. Ağlarsınız... hüngür hüngür, salya sümük... Ama değişmez, hiçbir şey değişmez. Yoktur artık o gitmiştir ve hiçbir zaman dönmeyecektir. Onunla geçtiğiniz caddeden geçersiniz, yalnızsınızdır bu sefer, dönüp tekrar geçmek istersiniz. Bir başkasının elini tutarsın, gözüne bakarsın ve o büyüsü kaçmış cümleyi kurarsın "seni seviyorum" oradaki "sen" de gizli özne vardır, baya bir gizlidir. Bir tek siz bilirsiniz. Başkasının gözlerinde onu ararsınız... Bulamazsınız. Gözünüzü kaçırırsınız, elini bırakır ve kafanızı yere eğersiniz, onu düşünürsünüz, yanınızda olan size seslenir ve sahte bir gülümsemeyle kafanızı kaldırırsınız. Her şey sahtedir, gülüşünüz, bakışınız hatta sevginiz. Başkasını seviyorsunuzdur, unutamamışsınızdır, unutamayacaksınızdır. Hep bir parçası içinizde bir yerlerde olacaktır. Nefesiniz hep kesilecektir, içinizde hep bir burukluk olacaktır. En mutlu anınız aslında en mutlu olduğunuz an olmayacaktır. Daha iyilerini yaşama potansiyeliniz olacaktır ama yaşayamayacaksınızdır. Hep eksik olursunuz, bir parçanız hep başkasında olur, o parçanız sizi çağırır ama siz gidemezsiniz. Ne yollardır engel, ne denizler. Engel geçmiştir, gelecektir, şuandır ve "o" dur... Hiçbir şeyin değişmeyeceğini bile bile, düşünürsünüz. Anlam veremezsiniz yaşananlara ve vedalara, ama elinizden hiçbir şey gelmez. Gayet melankolik bir liste yaparsınız winampta ve yatağınıza uzanırsınız... Tek bir düşünceniz vardır. O.... Yastığınız sırılsıklam olur, elinize telefonu alırsınız, mesaj yazarsınız, silersiniz. Bağıra bağıra o sırada çalan şarkıyı söylersiniz. İsyan edersiniz, böyle olmamalıydı dersiniz. Özlersiniz... Belli etmezsiniz kimseye. Uyumaya çalışırsınız, her zaman olduğundan daha çok. Belki bir rüya görürüm içinde "o" olan dersiniz. Görürsünüzde... Neredeyse istisnasız her gece görürsünüz. Her gece farklı bir rüya. Bazen yaşanmış olanları, bazen yaşanması gerekenleri bazen ise hiç yaşanmamış olması gerekenleri görürsünüz. Uyandığınızda gerçek mi rüya mı diye düşünürsünüz. Rüyadır. Hiç gerçek olmayacaktır. Aklınıza hiç gerçek olmayacağı gelir ve gecenin en karanlık saatinde tekrar ağlarsınız. Kimse duymuyordur sesinizi. Kimse bilmez ağladığınızı. Nefesiniz kesilir, camı açarsınız geceyi izlersiniz, kafanızı kaldırıp yıldızlara bakar onlarla konuşursunuz ama onlarda artık size fayda etmez. Üşürsünüz içeri girmeniz gerekmektedir, ama ona sarılmayı hayal etmeyi tercih edersiniz. Titreme gelir hayalden uyanırsınız ve yatağınıza dönersiniz. Artık ağlamıyorsunuzdur, tekrar onu düşünerek uyumaya çalışırsınız ama uyuyamazsınız. Yatakta onu düşünürken sabahın gelmesini beklersiniz. Gelmez…
Ama bil ki farklı bir hayaldi,
İşkenceydi bazen, bazen çok güzeldi.
Ama anlıyorum sesinden kurtulmuşsun sen,
Nokta konmuş bitmiş en güzel hikâyem…
Bitmiş mi? Bitmez ki…
Ali Budak
Bahar 2008
Sevecekler Yine
9/9/2009 · Kategori: Benden senden bizden
Uyandım yine bir sabaha,
Saat yaşamaya çok erken,
Kapattım gözümü aydınlığa,
Düşledim seni öperken.
Yetmiyor düşlerim ruhuma,
Çığlıklar atıyor içimde,
Sen duymuyorsun aldırma,
Hayalinle yetinirim yine.
Git düşünme beni,
Bırak tutma elimi,
Giderken unutma,
Kapat gözlerimi.
Unut tüm gerçeği,
Ez geç ikimizi,
Giderken korkma,
Sevecekler yine seni.
Uzandım yine bir geceye,
Hayat yaşamaya çok sıradan,
Kapattım gözümü sensizliğe,
Düşledim seni sararken.
Ali Budak
10 Ağustos 2009
00:28
« Önceki ::
